The Dark Knight (2008)
mustafa - 25 Nisan 2009 17:28

The Dark Knight
Geçtiğimiz hafta sonunun filmi Batman - The Dark Knight idi. Aslında bu filmi evde değil de sinemada izlemeyi çok istemiştim. Ama küçücük karakolda sinema olmadığı için kaçırdım tabi bu fırsatı :). Askerlik bitince de ilk işim The Dark Knight’ı edinmek oldu. Ama o kadar çok film birikmiş ki, ona ancak geçen hafta sonu sıra geldi. Filmin IMDB’de zirveyi zorladığını duymuştum, filmi izleyen arkadaşlarım Heath Ledger‘ın performansından bahsediyordu. Genellikle bir filmi izlemeden önce o film hakkında yapılan yorumları okumam. The Dark Knight için de aynı şekilde davrandım. Filmi oturup bir solukta izledim.
Öncelikle belirtmek isterim ki Gotham City’nin atmosferini beğenmedim. Çocukluğumda Batman hayranıydım, çizgi filmlerini izler, çizgi romanlarını okurdum. Tim Burton ustanın çektiği ilk iki Batman filmi (Batman (1989) ve Batman Returns(1992) ) belki bu kadar aksiyon sahnesi ve heycan içermiyordu, fakat Tim Burton Gotham City’yi ve Batman dünyasını beyaz perdeye enfes bir şekilde yansıtmıştı. Bu iki filmi de defalarca izlemiştim ve Dark Knight bu konuda bana göre sınıfı geçemedi. Belki de olayı çizgi romandan çıkarıp günümüze taşımaları benim bu şekilde düşünmeme sebep olmuştur. Yönetmen Christopher Nolan Batman’i tutup bizim Dünyamıza taşımış. Filmin başında Hong Kong’a gidip geliyor Batman James Bond misali. Bildiğimiz Batman için sanırım bu biraz fazla gerçekçi olmuş.
Filmin olumlu yanlarına geçersek, filmde benim de en etkilendiğim şey Heath Ledger (Joker)’in performansı oldu. O nasıl bir oyunculuktur, o nasıl bir piskopat rol yapmadır, tek kelimeyle büyülendim. Sadece Joker’in oyunculuğu bile sizi filmin içine çekiyor zaten. Akademi de bu oyunculuğu görmezden gelemedi zaten, ve rahmetliyi Oscara layık gördü.

Joker
Filmin konusu ilk bölümde biraz dağınık gibi. Çinli Lau Hong Kong’a kaçıyor, Batman onun peşinde, yeni bir savcı var ortalıkta dolaşan. Neyse ki bu karmaşa uzun sürmüyor ve biz de anlamaya başlıyoruz olay akışını. Sonra Joker giriyor işin içine. Hem de ne giriş. Gotham şehrini daha önce hiç görmediği bir suç dalgasıyla karşı karşıya bırakıyor. Sonra bir de bakıyoruz Rachel’in de sonunu getiriyor Joker. Ortada dolaşan kahraman savcı Harvey Dent’e de kafayı yedirtiyor piskopatımız Joker. O da bir tarafı yanmış suratıyla Two-Face‘e dönüşüyor. Neyse ki sonunda Batman ne yapıyor ne ediyor suçluları hapise tıkmayı başarıyor.
Son söz: Bence filme hakettiğinden çok daha fazla ilgi gösterildi. Bunda tabi ki Heath Ledge’ın hakkın rahmetine kavuşması büyük rol oynadı. Film iyi, ortalamanın gayet üstünde, ve hatta izlediğim en iyi macera filmlerinde biri. Fakat Joker dışındaki oyuncuların performansları pek de iç açıcı değil. Film buna rağmen temposuyla sizi kendisine bağlıyor ve kendini sonuna kadar soluksuz bir şekilde izlettiriyor. Bir de Batman’in yeni kostümünü hiç beğenmedim. Robocop’a benzemiş bu haliyle
Bunlar da ilginizi çekebilir
batman, Christian Bale, Christopher Nolan, film, Heath Ledger, joker, Morgan Freeman, sinema, the dark knight, Tim Burton

(5 oy, ortalama: 4.40 / 5)






