SineGargara

İki film birden : Covenant(2006) + Underworld:Rise of the Lycans(2009)

oyausel - 08 Eylül 2009 20:26

(3 oy, ortalama: 3.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Covenant

Covenant

Çok bilimkurgu, çizgi roman ya da manga takipçisi değilim. Son zamanlardaki vampir, insan ve kurt adam aşk üçgenlerine takılmadım desem de yalan olur. Fakat pazar günü kendimi aşarak iki bilim kurgu üst üste izledim ve suça iki arkadaşımı da ortak ederek çok keyifli bir gün geçirdim.

Birincisi 4 yakışıklıyı doyasıya izleme garantisi veren “Covenant“. Bu dört ağzı süt kokan gencimiz cadı sülalesinden gelerek, kuşaktan kuşağa geçen yeteneklerini günümüze kadar taşımışlardır. 13 yaşında keşfettikleri güçleri 18 yaşına geldiklerinde artmakta fakat bu gücü kullanmak bağımlılık yaptığı taktirde erken yaşlanmalarına sebep olmaktadır. E her sefanın bir cefası da vardır. Arabaları havalarda uçururken, kızları duşta gözetlerken, oyunda hile yaparken iyi. Çetenin sorumluluk sahibi genci Caleb cadı kardeşlerinin güçlerini doğru kullanması konusunda uyarırken, okula yeni gelen güzeller güzeli Sarah aklını başından alır. Yine okula yeni gelen Chase de aralarına girmeye çalışır.

Filmde çatışmaya başladıkları an okulda bir gencin öldürülmesiyle olur. Sonrasında hayalet cadılarımızın rüyalarına girer. Anlarlar ki ya içlerinden biri komik olmayan bir şaka yapıyordur ya da kasabada yeni bir cadı daha vardır.

Genç oyuncuların kendilerinden beklenileni fazlasıyla yerine getirdikleri, müziklerinin sizi daha bir havaya soktuğu film Covenant. Fakat tempolu başlangıcından sonra ortalarının sıkıcı, sonununsa hızlı ilerlemesi, hiç sürpriz olmaması, dövüş sahnelerinin yaratıcılıktan yoksun devam etmesi, dört cadı olarak başladıkları macerada filmin bir kişi üzerine yoğunlaşması sizi filmden koparıyor.

Underworld: Rise of the Lycans

Underworld: Rise of the Lycans

Gelelim 2. filmimize: “Underworld: Rise of the Lycans“. Seriyi başından beri izliyorum. Bu sebeple anlatılan hikaye bana çok tanıdık geldi. Çünkü ilk filmde bu filmde olanlar özet geçilerek anlatılmıştı. O efsanevi hikayenin uzun metraj halini izlemekte benim için ilgi çekiciydi.

Vampirler ve kurt adamların birbiriyle savaş halinde oldukları acımasız bir dünyadayız. Kurt adamlar hayvansı güdüleri, kalın kürkleri, sivri dişleri ve iri pençeleriyle ormanda yaşamaktadırlar. Vampirler ise, yapılı saçları, uzun pelerinleri, altın madalyaları, şık kadehleri ile kalelerinde kendilerine bir dünya kurmuşturlar. Fakat emperyalist düzen ta o zamanlarda başladığı için bu uyanık burjuva vampirler kurt adamların boyunlarına taktıkları bir tasma sayesinde onları köle olarak kullanmaktadır.

Vampir kral Viktor’un kızı Sonja ile yine Viktor’un gözde kölesi Lucian yasak bir aşk yaşamaktadır. İkisinin de sonlarının iyi olmayacağını bilmelerine karşın yaşadıkları bu aşk izleyiciyi Sonja rolündeki donuk İngiliz Rhona Mitra sayesinde hiç etkilemiyor. Vampir Kral rolünde ki Bill Nighy’i otoritesi ve babalık duyguları arasında kalışını, Lucian rolündeki Michael Sheen’in aşkı için özgürlüğünden bile vazgeçen çaresiz aşıkı canlandırışını izlemek gerçekten çok keyifliydi.

En son Nixon filminde izlediğim Michael Sheen farklı rolleri başarıyla canlandırabileceğini de kanıtlamış oldu. sinemada artık kural gibi olan rolün üzerine yapıştığı ve birbirinin tekrarı rollerin oyunculara verildiği şu dönemde izleyiciyi şaşırtan oyuncuların sayısı umarım artar. Ne demek istediğimi filmi izledikten sonra Michael Sheen’in diğer filmlerine bakarak da anlayabilirsiniz. Filmin ırkçı olmayalım kurt adamlık sadece beyazlara özgü değil araya da bir tane de Kevin Grevioux gibi bir oyuncu yerleştirelim stratejisi çok yersizdi. Toplamında iki repliği bile olmayan oyuncunun ilk filmlerdeki öneminin bu filmle örtüşmesi sağlanmak istenmiş ve yetersiz kalmıştı.

Etiketler:
, , , , , , , , , ,

Yorum Yap


Zirve100 Sayac