SineGargara

Inglourious Basterds - Soysuzlar Çetesi

oyausel - 03 Eylül 2009 19:47

(5 oy, ortalama: 4.20 / 5)
Loading ... Loading ...
Inglorious Bastards

Inglorious Bastards

Tamam inanın bende ikinci dünya savaşıyla ilgili tüm belgesel ve filmlerden çocukluğumdan beri merakım olmasına rağmen sıkıldım. Özellikle Almanların öz eleştiri yapıp her sene temcit pilavı gibi oskarda önümüze getirdikleri soykırım filmlerinden. “Nürnnberg Mahkemeleri (1961) (Judgment At Nuremberg)”nden sonra zaten izlenilen her görüntü söylenilen her replik boş geliyor. Ayrıca Dünyada filmi yapılacak daha bir çok savaş var. Yaşanılan acılar artık 3g teknolojisine sahibiz diye daha az mı hissediliyor? Afganistan, Bosna, Irak…

Konum bu değil dağılmadan toparlayayım. Tarantino filmlerinin sıkı bir takipçisi ya da onun 10 dakikayı geçen ve hiç kesilmeden çekilen diyaloglarına bayılıyor değilim. Son filmine( SOYSUZLAR ÇETESİ- Inglourious Basterds) de tamamiyle sinema aşkı ve merakıyla gittim. Kısa film tanıtımında izlediğim Brad Pitt‘i bir daha o aksanla izleyemeyeceğimi anlayınca bunu kaçırmamam gerektiğini anladım. Brad Pitt’in kaslı kolları, şekilli saçları, güzel bakışları için giden varsa hayal kırıklığına hazır olsun. Sanırım ünlenip teklifler yağdırılıncaya kadar kullandığı yakışlılığına artık ihtiyaç duymuyor ve yeteneğine güveniyor. Güvenmediği kabahat.

Filmi yapmadan önce Tarantino‘nun kendi kendine ben o dönemlerde yaşasaydım ne yapardımı sorduğunu düşünüyorum. Sonrasında da kendine bir kadın kahraman yaratarak filmi onun çevresinde sarmaşıklarıyla sardığı fikrindeyim. Yarattığı kahraman tabiki de bir yahudi ve tabiki de savaşçı, mücadeleci. Melanie Laurent. Bu adı ileride bence çok duyacaksınız. Güzelliğide, yeteneğide konuşulacak. Sonrasında kahramanımız o dönemin yahudi fantazisini yerine getirmek için uğraşıyor. Hitlere suikast düzenliyor. Pardon Führer’e.

Film böylesine ciddi bir meseleyi tüm absürtlüğüyle ele alıyor. Kafa derisi yüzen bir çetemiz var. Bir kül kedimiz var fakat düşürdüğü ayakkabıyı sonrasında ayağına prensi değil bir SS subayı takıyor. Sadece sıradan, sadist olmayan aynı zamanda 5 dil bilen, insan psikolojisinden anlayan ve av köpeği gibi koku alan dengesiz ruh halleriyle seyirciyi güldüren Alman SS subaylarımız var. Çetede yer alan komik, çirkin tiplerimiz var. Bazı sahnelerde konuyla alakası olmayan fakat çok eğlenceli müziklerimiz var. Hiç bir şekilde esir alma gibi amacı olmayan çetemizin alman subaylara taktığı hiç çıkartamayacakları bir nişan var. Daha ne olsun. Bir de Tarantino’nun Almanların nasıl 3 gösterdiklerine varıncaya kadar ciddi araştırma yaparak yazdığı diyaloglar var.Hitchcock’un Kuşlar filiminde unutamadığımız Rod Taylor’ı Winston Churcill rolünde görüp şaşırmamız var. En azından ben şaşırdım. Bir restaurant da yedikleri kremalı tatlıyı görüp aynısından istiyorum diye tutturmam var. Ne olduğu hakkında en ufak bilgim yok bilen varsa tarifini yollasın.
Bu arada Diane Kruger’da Truva’da izlediğimiz Helen’den ibaret olmadığını, İngilizler için ajanlık yapan Alman film yıldızı rolüyle kanıtlamış. Diğer adını anamayacağım bir çok Fransız, Alman ve Amerikalı oyuncu da Tarantino’nun dokunuşuyla ünlenmiş bulunmaktadır.

Sözün özü Tarantino yapmış…
Film hastaları kaçırmamış…
Meraktan gidenler de hayran kalmış…

Etiketler:
, , , , , , , , , , ,

Yorum Yap


Zirve100 Sayac