Alacakaranlık Efsanesi : Yeni Ay (2009)
oyausel - 06 Aralık 2009 12:11

Yeni Ay
Geçen sene bu aylarda herkesin farklı olarak gördüğü bir dünyaya girdik. Aslında yıllardır en ağdalı romantiğinden, en kanlı gotik örneklerine varıncaya kadar izlediğimiz bu türe yabancı değildik. Fakat Stephenie Meyer adındaki yazar edebi bir kaygısı olmadan sanki bize bakkal hasan amcanın da vampir olabileceğini düşündürtecek kadar hikayeyi doğallaştırarak önümüze sundu. Catherine Hardwicke adındaki özgün yönetmenimiz ise yazarın bu duruşuna saygılı, bütçenin kısıtlı tutulmasına rağmen son derece etkileyici bir film ortaya koydu. Keşke “Yeni Ay” dan bahsediyor olsaydım. Fakat bu övgü dolu sözlerim serinin ilk filmi “Alacakaranlık” içindi.
Peki genci yaşlısı, bilimkurgu seveni sevmeyeni, inananı inanmayanı herkesi sinemalara götüren ve kendinden beklenmeyen bu ilgi üzerine devamının da çekilmesine karar verilen seride ne değişti. Bunun hemen cevabını Chris Weitz diye özet geçebilirim ama bu yazım için adil olmaz.
Filmin Chris Weitz tarafından yönetilmesiyle ne değişmiş olabilir ki diyebilirsiniz fakat kazın ayağının öyle olmadığını ayrıntılı açıklayacağım. Köylü güzeli bir kıza aşık olduğunuzu düşünün. Saçlarının papatya kokması, ayağındaki lastiklerin çamuru, ara sıra küfürlü konuşması, hiç televizyon izlememesi, dedikodu yapmaması ona aşık olmanızın nedenleri. Sonrasında havalara giren köylü kızımız ona aşık olan adama daha güzel görünmek için saçlarına çıt çıt taktırıyor, kirpiklerini uzatıyor, topuklu ayakkabı üzerinde yürüme egzersizi yapıyor, bir şişe parfümü üzerine boşaltıyor. hala ona aşık olunabilinir mi? “Yeni Ay” da Chris Weitz o köylü kızına akıl veren kuaför rolünde. Tüm bu okurlar, izleyiciler “Alacakaranlığı” doğal atmosferinden etkilenerek sevmediler mi? Sen niye o naif, doğal dünyayı abartılı film makyajın, gereksiz efekt gösterinle kirletiyorsun. Filmin “Alacakaranlık” ta da ortak çalışan senaristleri aynı süprizsiz istikrarlarıyla yollarına devam etmişler. Bunda değişen bir şey olmadığı için onları suçlamamız mümkün değil. Kötü oyunculuk derseniz yine tekrar ediyorum zaten ilkinde ne gördük ki? Kristen Steward’ın kendini zorlasa da ağlayamaması(“kiss me” derken yeni Pamela Anderson olmak ister gibi kaşını kaldırması unutulacak gibi değil) , Robert Pattinson’ın isteksiz tutkulu görünme hali(umarım hayranlarının saldırısına uğramam), ağzı süt kokan Taylor Lautner’in şişirilmiş gereksiz kas gösterisi( gereksiz yorumum abartı olabilir)… Filmin başlangıç karelerinden birinde Edward’ın yakın ve ağır çekim yürüyüşü parfüm reklamı gibiyken filmin içine girmektense reklamların bitip bir an önce esas filme geçilmesini bekliyorsunuz. müziklerin de eskiden kült kokan sempatisi yerini sıkıcı, klasik epik bir havaya bırakmış.

Filmin yapımcıları ilk film çekilirken filmin bu kadar tutacağına ve beğenileceğine pek ihtimal vermeyerek göle maya çalmışlar. Fakat tuttuktan sonra filmi daha görkemli hale getirirken özgünlüğünden çıkarmışlar. Ev yapımı pastayı sevmiştik biz. Bu üstü bol şeker hamurlarıyla renklendirilmiş olanı değil. Ben hariç bir çok kişi yönetmenin romana fena halde sadık kalmasından övgüyle bahsederken ben yorumsuz yönetimini korkaklık olarak nitelendiriyorum. İleride daha cesur olduğu filmler yapmasını değil hiçbir şekilde yönetmenlik yapmamasını öneriyorum. Hele “The Golden Compass”ı yazdığını düşünürsek senaryo işini de bıraksın. Gösterdiği detaycılığı ve eli yüzü düzgün iş yapışını ele alırsak kendisine belgeselcilik alanında kariyer tavsiye edebilirim. Bu kadar yönetmene yüklendikten sonra yapımcılar sayesinde üçüncü filmden de çok umutlanmamanızı “Yeni Ay” da ki gibi gereksiz bir beklenti içine girmemenizi öneririm. Lakin nasıl bir stratejiyse 3. filmi de bir başka yönetmene çektirecekler.
Benim gibi her ne olursa olsun bulunduğu ortamdan keyif almak isteyen biri olarak filme gidip dalga geçebilirsiniz. Yalnız eğer bunu yapacaksanız yanınıza, kurt adama “kuçu kuçu gel”, “ aaa haşema giymişler”, “ Edward’ın dudak parlatıcısının aynısından istiyorum” gibi esprilerinize kızmayacak bir kuzen öneriyorum.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Alacakaranlık, Alacakaranlık Efsanesi : Yeni Ay, bella, edward, jacob, Kristen Stewart, Robert Pattinson, Taylor Lautner, The Twilight Saga: New Moon, Twilight, Twilight Fragman, Yani Ay 2009, Yeni Ay, Yeni Ay Fragman

(2 oy, ortalama: 4.00 / 5)







Aralık 6th, 2009 on 12:27 pm
Sanırım 12-13 yaşındaki yavrucakların Edvırrrdddd, Jakopppp çığlıkları bende bu seri ile ilgili büyük bir önyargı oluşturdu. Hani yeni yetmeler arasında bu kadar populer olmasa belki gidip görürdüm, hatta beğenirdim de belki, fakat Yeni Ay (ve ilk film Alacakaranlı da) hayatım boyunca izlemeyeceğim filmler arasındaki yerini aldı.
Bu arada yazı enfes olmuş, ellerinize sağlık.
Aralık 7th, 2009 on 12:09 am
ne diyebilirim ki . duygularıma tercuman olmussun. son zamanlarda bu kadar sıkıldığım bir film olmamıştı hem de serinin ilkini çok zevkle seyretmişken.ilk filmde yakalanan başarından sonra neden her filmi farklı bir yönetmen çekiyor onu da anlamıs değilim.
Aralık 15th, 2009 on 4:21 pm
kesinlikle duygularıma ayna olmuşsun…bnde aynen senin gibi düşünüyorum sadece o köylü güzeli yorumuna genel olarak senin dibi bakmıyorum ama diğer düşüncelerin aynı bnm gibi…seri kitaplarına bayılıyorum ama filmini bana göre hiç beceremiyorlar
Şubat 3rd, 2010 on 10:45 pm
bence film son derece güzel sadece bella tercihi hiç dogru degil ama kitaplar merak uyandırıyor. 4 kitabıda okudum hiçbirşey beni bukadar heyecalandırmadı bu yuzden herkeze tavsiye edıyorum edward favorılerımden
Şubat 3rd, 2010 on 10:48 pm
bende yaren arkadasımıza katılıorum ama benım favorım jacob…