SineGargara

Neşeli Hayat (2009)

oyausel - 08 Aralık 2009 23:37

(4 oy, ortalama: 3.50 / 5)
Loading ... Loading ...
Beşeli Hayat
Neşeli Hayat

Neşeli hayat adından da anlaşılabileceği gibi değil, son derece neşesiz bir film. E neticede gerçekler hep acı olmamış mıdır? Parasızlık, başarısızlık, ezik geçmiş bir hayat ve tek tesellinin aile sevgisi olabileceği bir dünyada onunda eksik oluşu. Klasik bir Türkiye tablosu. Tüm bu sebepler Rıza’nın noel baba olması ve çantasında dünyanın yükünü taşıması için yeterli.

Rıza, şivesinden de anlaşılacağı üzere göç ile İstanbul’a gelmiş, bir gece kondu mahallesinde eşiyle birlikte yaşayan ve parasızlığın sınırlarında gezen biridir. Bir iki başarısız ticari teşebbüsü ve bu doğrultuda eşinin altınlarını harcaması, üstüne üstlük eşinin abisinin evinde oturması onu iç güveysinden hallice bir hale getirmiştir. Artık gerilen aile ortamlarına birde Rıza’nın kayınçosunun gelip, “Enişte beni evlendir” demesi, evlenmek istediği kızı hamile bırakışı, kızın ağabeylerinin kayınçosunu tehdit edişi işleri iyice karıştırmıştır. Mahalle arkadaşlarının da onu bir iş sebebiyle dava edişi ise başka bir çıkmazdır. Baştan geçici olarak baktığı noel baba işinin büyüsüne kapılıp sonunda onun tılsımıyla herkesi kurtarışı Rıza’yı ve haliyle ailesini yeniden hayata bağlar.

Buraya kadar nostaljik bir Türk filmi edasında ki filmimiz son derece tanıdık ve sıcak. Fakat bu türün en iyi örneklerini zamanında tekrar tekrar izlemiş biri olarak (Bekçiler Kralı (1979), Çöpçüler Kralı (1977), Kapıcılar Kralı(1976), Neşeli Günler(1978), Bizim Aile (1975) ) yarım kalan kısımlarının gözüme daha fazla batmasına ve daha da iyisini istememe neden oluyor. Yılmaz ERDOĞAN’ın etkileyici oyunculuk performansına diyeceğim yok fakat BKM oyuncularını aralara serpiştirip kendi kostümü ve makyajına düştüğü kadar onlara ilgi göstermeyişine ise çok sözüm var. Zaten iyice gözümüzün aşina olduğu tiplere kendisindeki değişimin yüzde birini bile göstermeyişi çok bencilce.(Büşra ve Ersin’i tenzih ederim. Geriye kim kaldı demeyin çok kalabalıklar) Filmin sonuna doğru kahvede mahalle delikanlısı olarak karşımıza çıkan Oğuzhan’ın markalı kazağı çok göze batıyor. Filmin sonu gelmiş gibi hissettiren geniş açıların üst üste olması da rahatsız edici. Eski filmlerde Şener ŞEN’in esprileri ve tiplemeleriyle kahkahaya boğulurken, Adile NAŞİT ya da Münir ÖZKUL’un iki cümlesiyle göz yaşlarımıza hakim olamazdık. Boğazımıza öyle bir düğüm otururdu ki hıçkırarak çözülürdü. Nerde eskilerin tadı diyip yaşımı gözünüzde büyütmeden olabilecekleri söylemek isterim. Halen yeni jenerasyonda bu yeteneğe sahip oyuncularımız var.(örn. Demet EVGAR) fakat üzülerek söylüyorum ki skeçleri ile hepimizi güldüren bu ekipten oyuncu çıkmayacak. Haliyle benim bulunduğum kalabalık seansta olduğu gibi sinemada kahkaha sesleri ya da gözyaşları olmayacak. Bu arada filmin web sitesini (http://www.neselihayat.com) ziyaret etmenizi isterim, çok başarılı.

ERDOĞAN’ın her filmini keyifle izlerken en çok etkilendiğim görüntüleri ve müziğidir. Yine görüntü ve sanat yönetmenlerinin sehpa üzerindeki ışıklı Kabe tablosuna, Ersin’nin taftadan yapılmış mor damatlığına, Beşiktaş maçı sonrası kalabalık İstanbul çekimlerine kadar hakkı yenemez becerileri için teşekkür ediyorum. Ertem ŞENER gibi her yerinden değil sadece ellerinden öpüyorum. Fakat aynı şeyi müziği için söyleyemeyeceğim. Hep filmlerini izledikten sonra farkında olmadan dilime dolanan nakaratı bu sefer yoktu.

Yalnızca filmi izlediğime değil artık bitmiş olmasına dair bir sevinç vardı.

Etiketler:
, , , , , , , ,

Yorum Yap


Zirve100 Sayac