SineGargara

Yazar Arşivi

Başka Dilde Aşk

oyausel - 19 Ocak 2010 19:58

(2 oy, ortalama: 5.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Başka Dilde Aşk

Başka Dilde Aşk

Aynı dili, aynı dini, aynı statüyü paylaşan insanların bile anlaşamadığı günümüzde, son derece idealize bir hayat sürse de işitme engelli Onur ile Zeynep anlaşabilecekler midir? Film bu sorunun üzerine giderek başından sonuna kadar sürükleyici anlatımıyla hepimize aşkın naifliğini hatırlatırken, toplumsal da bir ders veriyor. Bunu yaparken de elinde cetvel bilmiş bir rehber öğretmen edasından çok, bize “Benim gördüklerim bunlar ve ne yapabiliriz?” diyor. Bu samimi dilin, iyi oyunculukların, içinizi titreten müziğin etkisine o kadar çabuk giriyorsunuz ki filmin meraklı sonuyla “hayır” diye isyan etmek istiyorsunuz. Böylelikle sonra ne olacağını hayata ve size bırakan yönetmen son kareyle de filme imzasını atmış oluyor. Göz yaşartan duygusallığın yanında filmde yer yer güleceğinizin, neşeleneceğinizin, gelecek endişesi yaşayacağınızın, aynı zamanda umutla dolacağınızın da garantisini veriyor. Fakat filmde engellilerin yaşam mücadelesi ve zorlukları, kapitalist düzenin çalışanlar üzerinde kurduğu ezici çalışma şartları, bunun üzerine bir de asosyal, toplumla iletişim problemi olan, hatta (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , , , , ,

Vavien

oyausel - 30 Aralık 2009 22:31

(4 oy, ortalama: 4.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Vavien

Vavien

Filmi izlemeden önce yapmanız şart iki iş var.

1.) Eller güzelce yıkanacak.(filmi izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.)
2.) Trajikomikin anlamını öğrenip gideceksiniz.(lakin bunun anlamını bilmiyorsanız filmden keyif almanız imkânsız. Böyle filmlerde trajik bir anda gülmeniz sizi kötü bir insan yapmaz. Cenazede gülmek gibi. O yüzden lütfen sinema salonlarında ıkınıp sıkınıp oturacağınıza özgürce gülün)
Yazarımız ve yetenekli oyuncumuz Engin GÜNAYDIN bizi Tokat’ta sıradan bir kasabaya götürüyor. Burada abisiyle ortak, elektrik üzerine bir dükkânları vardır. Oğlu ve eşiyle rutin bir evliliğin içindedir. Bu rutinlikten sıkılmış olacak ki Celal, biraz eline para geçsin ya da eşinden para yürütsün, soluğu abisiyle Samsun’da bir pavyonda alıyor. Burada ki bir uvertür şarkıcıya da fena halde aşık. O mesajlaşmalar, pavyon kapısı önünde heyecanlı bekleyişler onu adeta delikanlılık günlerine geri götürüyor. Fakat bu işler ne para yetiştirilebilecek ne de Celal’in gücünün(mafyaya karşı) yetebileceği gibidir. (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , ,

Arka Pencere (1954)

oyausel - 19 Aralık 2009 01:59

(3 oy, ortalama: 5.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Arka Pencere

Arka Pencere

Son zamanlarda izlediğiniz macera, korku-gerilim ya da romantik komedi filmlerinde hiç başroldeki erkek oyuncunun ayağı alçıda kıpırdamadan durduğunu gördünüz mü? Peki iki mekan kullanılarak sürükleyiciliği yakalayan filmleri? Görmemişinizdir, gördüyseniz bile taklittir. (Küp, Kemik Koleksiyoncusu) Hitchcock konusunda ne kadar hassas olduğum çevrem tarafından bilinir. Ondan sonrakiler gözümde her zaman taklittir. Kimse kusura bakmasın.

Her filmini anlatışımda ilk cümlemde takılıyorum. Nereden başlayacağımı bilememek beni sadece Hitchcock filmlerinde yakalıyor. Filmin onun kült yapımlarından arka pencere oluşu ise boğazımı düğümlüyor. Arka pencerenin gerilim filmi kategorisine konulması, Grace Kelly ve James Steward arasındaki duygusal komediyle harmanlanmış romantizmine büyük haksızlık. Hatta James Steward’ın hasta bakıcısı Stella’nın kendinden büyük, hayat dersi niteliğindeki sözleri komedi olarak değerlendirile bilinir. (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , , ,

Neşeli Hayat (2009)

oyausel - 08 Aralık 2009 23:37

(4 oy, ortalama: 3.50 / 5)
Loading ... Loading ...
Beşeli Hayat
Neşeli Hayat

Neşeli hayat adından da anlaşılabileceği gibi değil, son derece neşesiz bir film. E neticede gerçekler hep acı olmamış mıdır? Parasızlık, başarısızlık, ezik geçmiş bir hayat ve tek tesellinin aile sevgisi olabileceği bir dünyada onunda eksik oluşu. Klasik bir Türkiye tablosu. Tüm bu sebepler Rıza’nın noel baba olması ve çantasında dünyanın yükünü taşıması için yeterli.

Rıza, şivesinden de anlaşılacağı üzere göç ile İstanbul’a gelmiş, bir gece kondu mahallesinde eşiyle birlikte yaşayan ve parasızlığın sınırlarında gezen biridir. Bir iki başarısız ticari teşebbüsü ve bu doğrultuda eşinin altınlarını harcaması, üstüne üstlük eşinin abisinin evinde oturması onu iç güveysinden hallice bir hale getirmiştir. Artık gerilen aile ortamlarına birde Rıza’nın kayınçosunun gelip, “Enişte beni evlendir” demesi, evlenmek istediği kızı hamile bırakışı, kızın ağabeylerinin kayınçosunu tehdit edişi işleri iyice karıştırmıştır. (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , ,

Rüzgar Gibi Geçti (1939)

oyausel - 08 Aralık 2009 23:05

(2 oy, ortalama: 4.50 / 5)
Loading ... Loading ...
Gone With The Wind
Gone With The Wind

“İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk.” demiş Necati CUMALI. Scarlett O’Hara ve Rhett Butler ‘ın insani duygularını keşfetmeleri de birbirlerine aşık olmalarıyla başlıyor. Lakin biri zampara, fırsatçı bir kumarbaz. Diğeri ise kıskanç, bencil,şımarık bir küçük hanım. Herkesin fedakarlığa en çok ihtiyaç duyduğu savaş döneminde dahi ihtirasları sevgilerinin önüne geçiyor.

İrlandalı Scarlett O’Hara (Vivien Leigh) Tara isimli çiftlikte yaşamaktadır. Tara aynı zamanda Scarlett’in 2. aşkı olma özelliğini de taşıyor. Filmi izlerken bizi de gün batımı manzaralarıyla kendine hayran bırakıyor. İlk aşkı ise 12 Meşeler Çiftliği’nin varisi Ashley Wilkes’dır (Leslie Howard) . Scarlett Ashley’nin kuzeni Melanie (Olivia de Havilland) ile evlenme kararı aldığını öğrendiği sırada Ashley’nin evinde hayatının aşkı olduğunu sonradan fark edeceği Rhett Butler (Clark Gable) ile tanışır. Ashley ve Melanie’nin evlenmesine engel olamayan Scarlett, çevresindeki erkeklerden biriyle acele bir evlilik yapar. Bu sırada Kuzey-Güney Savaşı patlak vermiştir. (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , ,

Alacakaranlık Efsanesi : Yeni Ay (2009)

oyausel - 06 Aralık 2009 12:11

(2 oy, ortalama: 4.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Yeni Ay

Yeni Ay

Geçen sene bu aylarda herkesin farklı olarak gördüğü bir dünyaya girdik. Aslında yıllardır en ağdalı romantiğinden, en kanlı gotik örneklerine varıncaya kadar izlediğimiz bu türe yabancı değildik. Fakat Stephenie Meyer adındaki yazar edebi bir kaygısı olmadan sanki bize bakkal hasan amcanın da vampir olabileceğini düşündürtecek kadar hikayeyi doğallaştırarak önümüze sundu. Catherine Hardwicke adındaki özgün yönetmenimiz ise yazarın bu duruşuna saygılı, bütçenin kısıtlı tutulmasına rağmen son derece etkileyici bir film ortaya koydu. Keşke “Yeni Ay” dan bahsediyor olsaydım. Fakat bu övgü dolu sözlerim serinin ilk filmi “Alacakaranlık” içindi.

Peki genci yaşlısı, bilimkurgu seveni sevmeyeni, inananı inanmayanı herkesi sinemalara götüren ve kendinden beklenmeyen bu ilgi üzerine devamının da çekilmesine karar verilen seride ne değişti. (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , , , , ,

Şüphenin Gölgesinde (1943)

oyausel - 14 Kasım 2009 18:56

(1 oy, ortalama: 4.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Shadow Of A Doubt

Shadow Of A Doubt

Modern zamanın Amerikan banliyölerini dönem dönem sinemalarda izliyoruz. (Amerikan Güzeli, Makas Eller ve hatta Şeytanın Avukatı…) Eski filmleri, bize dönemin başlangıcının nasıl olduğuna dair ipuçları verdiği için çok seviyorum. Hele bunu yapan kişi Alfred Hitchcock gibi incelikli bir yönetmense, sanki filmin her karesinde tarihi bir ana şahitlik ediyorsunuz.

Öncelikle “Şüphenin Gölgesi” yönetmenin göz bebeği filmlerinden. Gerilimi ve cinayeti tipik bir Amerikan ailesinin içine sokuyor. Üç çocuklu, şehir keşmekeşinden uzak, kasaba halkı tarafından tanınan, babanın bir bankada memur olarak çalıştığı, birbirine sevgiyle bağlı bir ailenin başı nasıl belaya girebilir ki? Bu mükemmel tablo yıllardır onları ziyaret etmeyen Charlie dayının gelmesiyle bozulur. (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , ,

Ghosts of Girlfriends Past (Hayalet Sevgililerim)

oyausel - 21 Ekim 2009 19:51

(1 oy, ortalama: 4.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Ghosts Of Girlfriends Past

Ghosts Of Girlfriends Past

Sen Amistad filmindeki Avukat Baldwin rolüyle hepimizi şaşırt. O favorileri, yuvarlak eski tip gözlükleri, şaşkın bakışlarını asla unutamam. Sonrasında Time To Kill filmindeki gözü kara avukat rolünde hepimizi kendine hayran bırak. Peki ne için? Kim için? Tabi ki de Matthew McConaughey’den bahsediyorum.

Son zamanlarda ki duygusal komedi filmlerinde oynama saplantısından kurtulmazsa benim gibi bir çok hayranını hayal kırıklığına uğratacağını bilmesini isterim. Duygusal komedi filmler tür olarak desteklediğim, açıkçası özgün olanlarını da tekrar tekrar dahi izlediğim filmlerdir. Fakat onun gibi yetenekli bir oyuncunun sürekli bu türde yer alması çok rahatsız edici. Kesin otuzundan sonra biri (bu kişi genelde çok bilmiş menajerleri oluyor) “Matthew yaşın ilerliyor fakat taş gibi bir vücudun var, ileri de zaten Robert De Niro rolleri sana gelecek, şimdi ise kumsallarda bermuda şortlarla (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , ,

İki film birden : Covenant(2006) + Underworld:Rise of the Lycans(2009)

oyausel - 08 Eylül 2009 20:26

(3 oy, ortalama: 3.00 / 5)
Loading ... Loading ...
Covenant

Covenant

Çok bilimkurgu, çizgi roman ya da manga takipçisi değilim. Son zamanlardaki vampir, insan ve kurt adam aşk üçgenlerine takılmadım desem de yalan olur. Fakat pazar günü kendimi aşarak iki bilim kurgu üst üste izledim ve suça iki arkadaşımı da ortak ederek çok keyifli bir gün geçirdim.

Birincisi 4 yakışıklıyı doyasıya izleme garantisi veren “Covenant“. Bu dört ağzı süt kokan gencimiz cadı sülalesinden gelerek, kuşaktan kuşağa geçen yeteneklerini günümüze kadar taşımışlardır. 13 yaşında keşfettikleri güçleri 18 yaşına geldiklerinde artmakta fakat bu gücü kullanmak bağımlılık yaptığı taktirde erken yaşlanmalarına sebep olmaktadır. E her sefanın bir cefası da vardır. Arabaları havalarda uçururken, kızları duşta gözetlerken, oyunda hile yaparken iyi. Çetenin sorumluluk sahibi genci Caleb cadı kardeşlerinin güçlerini doğru kullanması konusunda uyarırken, (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , ,

Inglourious Basterds - Soysuzlar Çetesi

oyausel - 03 Eylül 2009 19:47

(5 oy, ortalama: 4.20 / 5)
Loading ... Loading ...
Inglorious Bastards

Inglorious Bastards

Tamam inanın bende ikinci dünya savaşıyla ilgili tüm belgesel ve filmlerden çocukluğumdan beri merakım olmasına rağmen sıkıldım. Özellikle Almanların öz eleştiri yapıp her sene temcit pilavı gibi oskarda önümüze getirdikleri soykırım filmlerinden. “Nürnnberg Mahkemeleri (1961) (Judgment At Nuremberg)”nden sonra zaten izlenilen her görüntü söylenilen her replik boş geliyor. Ayrıca Dünyada filmi yapılacak daha bir çok savaş var. Yaşanılan acılar artık 3g teknolojisine sahibiz diye daha az mı hissediliyor? Afganistan, Bosna, Irak…

Konum bu değil dağılmadan toparlayayım. Tarantino filmlerinin sıkı bir takipçisi ya da onun 10 dakikayı geçen ve hiç kesilmeden çekilen diyaloglarına bayılıyor değilim. Son filmine( SOYSUZLAR ÇETESİ- Inglourious Basterds) de tamamiyle sinema aşkı ve merakıyla gittim. Kısa film tanıtımında izlediğim Brad Pitt‘i bir daha o aksanla izleyemeyeceğimi anlayınca bunu kaçırmamam gerektiğini anladım. Brad Pitt’in kaslı (Yazının Devamı…)

Etiketler:
, , , , , , , , , , ,


Zirve100 Sayac